Özgür Özel’den Erdoğan’a: Hodri meydan!
Yeni Durum- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanlığı ön seçim adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte, Parti Genel Merkezi'nde "Gel, Seç, Tarihe Geç" sloganıyla düzenlenen ön seçim toplantısına katıldı.
"Partinin önüne tank mı yollayacaksın?"
Toplantıda konuşan Özgür Özel, şunları söyledi:
İş yargı eliyle, iş Bakanlıklar eliyle hem belediyelerimizi, başkanlarımızı itibarsızlaştırmak, hem de adım adım attığı adımlarla bir adaydan, bir rakipten kurtulmak, kendi rakibini belirlemeye çalışmak, hatta mümkün olsa rakipsiz kalmak... Diyor ki; ‘elbette biz de bu koltuktan bir gün gideceğiz, hak baki olunca ayrılacağız’. Yok onu da yapmasaydın, koltuğa mumyalasaydık seni. Böyle bir anlayışla karşı karşıyayız.
"Cumhurbaşkanı, tarihin en büyük hezimetini yaşayacak”
Gencecik teğmenleri sırf kendisine 8 gün boyunca tarikatlardan, çeşitli mecralardan, ordunun içindeki birkaç tane odaktan gelen telkinlerden sonra, 8 gün önce elini sıktığı, selamını aldığı, yüzüne güldüğü tarihin ilk kadın birincisine, 8 gün sonra bir saldırı yaparak, onları hedef göstererek ve hepimizin vicdanlarını yaralayacak şekilde Mustafa Kemal’in askerleri olan gencecik teğmenlerin ordudan atılmasına gösterdiğimiz tepkiyi, Bakanlığı ayırarak, Genelkurmay’ı ayırarak kimin bu işi istediğini, kimin köpürttüğünü ve bunu bildiğimizi söylediğimiz için çıkmış bize diyor ki ‘ayağını denk al, yoksa biz denk aldırmasını biliriz’. Ben kendisine soruyorum; ne yapacaksın? Partinin önüne tank mı yollayacaksın, bize topla, tüfekle mi saldıracaksın, yoksa ilişki içinde olduklarının, ilişki içinde olduğu mafyaları mı üzerimize saracaksın? Beyefendi, ikimiz de birer koltukta oturuyoruz. Oturduğunuz koltuk, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı koltuğudur. Değerlidir. Ne kadar değerini bildiğiniz, o koltuğu ne kadar hak ettiğiniz, o koltuğu ne hallere getirdiğiniz ortadadır. Ama bir düğer koltuk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanlığı koltuğudur, onun koltuğudur. Tanktan, toptan değil; hakkında verilen idam fermanından korkmadan tek başına yola çıkan, bir memleketi kurtaran, bu cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin genel başkanını da, bir tane üyesini de korkutamazsın. Hodri meydan.
"Atatürk'ün emanetine sahip çıkmak için”
O yüzden bu salon gibi Türkiye’de kampanyayı başlattığımızda bir buçuk milyon, şimdi 1 milyon 600 bin hedefine ulaştığımız bütün üyelerimiz ayaktadır. Önümüzdeki 23 Mart günü hep beraber erkenden kalkmaya, sandıklara koşmaya tarihte görülmemiş Cumhurbaşkanlığı ön seçimini, yani ülkeyi yönetecek kişiyi, bugünkü Anayasa’ya göre belirlemek üzere ön seçime koşacak milyonlar, bütün korkuların kırılmasına, umudun yeşermesine o gün hep birlikte sahip çıkacaklardır. O gün oylarıyla arkalarında duracakları Cumhurbaşkanı adayımız, biraz önce ifade ettiği şekliyle, görevi Atatürk'ün emanetine sahip çıkmak için hepimizde olan vazifeyi hepimiz adına yapacak olan kişidir. Bundan sonra ona saldırmak, onu engellemeye çalışmak, siyasetten men etmek hapis etmek bunlar artık CHP'nin milyonlarca üyesinin on milyonlarca bu memleketin evladı adına üstlenecekleri bir sorumluluk, arkasında duracak da gelecek dönemde cumhuriyetin 2'inci yüzyılda yapılacak ilk seçimde Gazi'nin koltuğunu devralacak bir Cumhuriyet Halk Partilidir.
Biz 23 Mart günü adayımızı belirlediğimizde yoksul çiftçiye ‘al ananı da git’ diyen sonuncusunu değil, ‘köylü milletin efendisidir’ diyen birincisini örnek alan bir Cumhurbaşkanı seçmeye gidiyoruz.
Seçimden önce ‘gerekirse yılda dört kez asgari ücreti güncelleriz’ deyip, o oyları aldıktan sonra asgari ücretliye bir yıl boyunca bir kuruş zam yapmayıp, onu sefalete sürükleyen değil, emekçinin hakkını kendi evlatlarının hakkı gibi gözetecek bir cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz. Atatürk'e zerre muhabbet besleyen, ‘Ne ölüme ne dirime gelsin’ diyen adama, dirisinde bizzat gidip cenazesine beş Bakan yollayan bir Cumhurbaşkanı değil, Atatürk'e, kurucu değerlerine, onun emanetine yürekten bağlı bir Cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz.
İstanbul Sözleşmesi
‘Bekar kadınların sahiplendirmek lazım’ diyenlerle iktidarı için ittifak yapan değil, ilk atacağı imza ile İstanbul Sözleşmesi'ni tekrar meclise yollayacak bir Cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz.
Rakiplerini mertçe, cesaretle yarışarak yenmeye çalışacak, rekabet edecek, kazanırsa mertçe kazanacak, kaybederse olgunlukla karşılayacak bir Cumhurbaşkanı aradığımız için, rakiplerine karşı savcılar, aparatlar görevlendiren, rakiplerinin yoksula içirdiği çorbanın, yeni doğan çocuğun altına bağladığı bezi veren belediye başkanlarının parasını haczeden değil, bu milletin dertlerini bilen, bu dertleri çözmek için partizanlık yapmayan, geçmişle hesaplaşmak değil gelecek için hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Türkiye ile kucaklaşabilecek olan, 5 yıl önce kendisine oy vermemiş muhafazakar kadınların 5 yıl sonra Sultangazi sokaklarında arabanın önüne atlayıp cebinden Anne Kart çıkarıp, bebeği bir kolunda, çantası bir kolunda kendisine kalp yapabildiği birini Cumhurbaşkanı yapmak için sandık başına gidiyoruz.
Online kayıtlarda 40 kata yakın artış
Bugün kurduğumuz sandık Türkiye'nin ihtiyacı olan o büyük sandığın öncüsüdür. Ama o sandığı getirecek olan da, o sonucu doğuracak olan da bizlerin kararlılığıdır. Bu yolculukta ben de tüm milletimize bir kez daha seslenmek istiyorum; Cuma günü akşam saatlerine kadar partilerimiz 973 ilçede açık. Yetiştiremediğimiz üye kayıtlarına devam ediyoruz. Online kayıtlardaki 40 kata yakın artıştan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Cuma günü akşamına kadar bize katılmalarını, bizimle birlikte bu büyük yolculuğa katılmalarını bekliyoruz. Ancak 28 Şubat'tan sonra da bu partiye telefonlar geliyor, ‘2 Mart doğumluyum, ne yapabilirim’. 28 Şubat'tan sonra da hem yaşı gelenleri hem de bugünlerde eli ermeyip bu demokrasi şöleninde ‘Ben de oy vermeliydim’ diyenleri baba ocağına katılmaya devam etmeye çağırıyoruz. Çünkü bizim süreçlerimiz, alacağımız kararlar, bundan sonra milletimizin önüne ne sunacaksak hiçbirisi bütün üyelerimizin hep beraber ayağa kalktığı, okullara koştuğu, görev yaptığı, sahip çıktığı bu güçlü süreçten farklı olmayacak." (Haber Merkezi)